Diş ağrısı için akupunktur tedavisi alan Selin Eroğlu’nun bloğundan:

http://prettyivyy.blogspot.com/2013/03/3000-yllk-sifal-dokunus-akupunktur.html 

 

Vücut da hissedilen bir ağrının o kişinin hayatını ne denli zindana çevirebileceğini bilmeyen çok nadir ve şanslı bir grup insan vardır. Geri kalan çoğunluk ağrılar ve o ağrılarla yapılan savaşlar için kendilerini çeşitli yöntemlerle kuşatmışlardır. Ne yazık ki ben o şanslı gruptan ayrılalı çok oldu. Yaş ile beraber çeşitli ağrılar ile karşılaşma ve tanışmalarımız olmaya başladı. Ve bende zaman zaman ağrı ile savaş kolluk kuvvetlerinin bir neferi olarak yeni yeni yöntemler denemeye ve keşfetmeye  araştırmaya başladım. Tabii sadece ihtiyaç halinde.
Düşmanınızı tanımak savaş arenasında kazanmak için en önemli stratejik hareketlerin yapılmasına ve kararların alınmasına olanak sağlar. Bu yüzdendir ki ağrı ile savaş her geçen gün bin bir farklı yöntemlerle alt edilmeye çalışılmaktadır. Lakin bazen aradığınız şey keşfedilmemiş değildir. Tam tersine çok eski zamanlarda keşfedilmiş bir yöntemdir de henüz sizin keşfetme şansınız olamamıştır. Sadece sizin onu keşfetmenizi bekliyor olabilir.
Konumuzun neden ağrı olduğunu merak edenler vardır elbet. Size geçen hafta yaşadığım bir olayı anlatmak istiyorum. Beni gerçekten şaşkına çeviren ve bu kadar gerçek değerler ile iyileşme hissettiğim ve ağrı sürecini  yarım saat gibi çok kısa bir sürede azalttığını gözlemleyip yaşadığım bir başka olay daha yok.
Geçen hafta çok yoğun bir iş programının arifesinde bir diş ağrısı ilk sinyallerini vermeye başlamıştı. Fakat yoğunluk ve dönemin zaman ile belirlenmiş bir teslimat sürecinin olması, benim bu küçük ağrıyı umursamama ve kendi yöntemlerim ile unutmaya çalışmama sebep oldu. Lakin unutmak istediğim ağrıyı sadece 1 gün ertelemiş olduğumu bir gün sonra, çok yoğun bir zaman diliminde fark etmekte kaderin bir cilvesi gibi önüme düştü. Tabii ki kaderin bir cilvesi değil benim yaptığım seçimlerin bir sonucuydu lakin o anda hiç bir şeyin önemi kalmamıştı. Ağrı şiddetlenerek artmaya devam etmiş, öğlen saatlerinde ise beni yerimde oturamaz hale gelmeme sebep verecek kadar dayanılmaz bir hale gelmişti.
Dişçiden korkan ben, sevgilisine koşan bir kadın kadar sabırsız bir şekilde bulduğum ilk dişçinin koltuğuna kendimi zor attım. Tek isteğim vardı; ağrının geçmesi. Onun için kafanı kesip tekrar dikeceğiz deseler kabul edecek durumdayken; dişçinin “Dişiniz apse yapmış ve iltihap fazla. Antibiyotik kullanmadan bir işlem yapmamız olanaksız.” demesiyle dünyanın başıma yıkıldığını tahmin etmişsinizdir.
Çünkü  çok süper zeki bir insan olan ben, ağrımın artmasıyla çok önce bir eczaneye gitmiş güçlü bir antibiyotik ve ağrı kesici almış lakin zaman mevhumu sebebiyle başarılı olamamıştım. Zaman ve beklemek gibi bir lüksüm hiç yoktu üstelik ağrım giderek çoğalmaya devam ediyordu. Üstelik dayanacak takatim kalmadığı gibi akşama yetiştirmem gereken bir işim vardı. Ve zamanım giderek azalıyordu.
Bunun üzerine diş doktoruna son bir umut ile  “Ağrıyı kesecek bir yöntem yok mudur ?” dediğimde beni görseydiniz kesinlikle bana acır üstüne evinize almak  bile isterdiniz. O kadar çok Sezer’cik halindeydim ki, o yıllarda doğmuş olsaydım o rolü kesin bana verirlerdi üstüne oskar ödülünü bile alırdım. Neyse sizin de tahmin ettiğiniz üzerine diş doktorum bu ağrıyı ilaçlar etki gösterene kadar çekmek durumunda olduğumu yani ancak ertesi güne rahatlayacağımı beklediğini söyledi ve sadece ilacımın biteceği tarihe yeni randevumu verdi ve arkasını dönerek gitti. Evet gitti. Ağrım ile ben baş başa kalmıştık artık. O kapıdan çıktığım da kurtuldum hissi sebebiyle her zaman derin bir ohh çeken ben bu sefer acılar içinde çaresizce kalakalmıştım. Yapacak bir şey olmadığını idrak edince umutsuzca işe geri döndüm.
İş yerindeki doktorlarımızla durum hakkında sohbet ederken(ki buna pek sohbet denemezdi ben acıdan deli gibi dolanıyorken) bir uzmanımız elinde akupunktur iğneleri ile belirdi odamda. “Selin’cim hadi gel ağrın için akupunktur yapalım hemde yanağındaki şişlik de geçer.” dedi. Tabii o zamana kadar ben yanağımın şiştiğinin farkında bile değildim. Neyse umutsuzca oturduğum koltuğumda  bir dakikadan az bir süre  içinde Dr Erinç şikayetime yönelik 7-8 tane akupunktur iğnesini yüzüme ve koluma takmıştı bile. Bu iğneler ile en az 20 dk zaman geçirmem gerektiği için odamda sohbet etmeye başladık. Sohbet sohbeti açtıkça ağrıdan büzüşen sesim açılmaya, yüzüm gülmeye başladı. Ve inanın o kadar ağrı kesicinin yapamadığı şeyi 20 dk da akupunktur başarmıştı ağrım azalmaya başlamıştı, yüzümdeki şişlik iniyordu. Dişçimin mümkün değil Selin’cim,bu ağrıyı bugün çekmen gerekecek sözlerine inat 40 dk sonra ağrımdan eser kalamamıştı. Yanağımda oluşan o ani şişlik gözle görülür şekilde inmişti. Bu mucize karşısında yeniden dünyaya gelmiş bir bebek gibi ağlamamak imkansızdı. 3000 yıllık şifalı bir dokunuş ile yeniden doğmuştum sanki. Ağrım yoktu, dişim de oluşan hassasiyet geçmiş yemek yiyebilmiştim. Resmen bir sevgi kelebeği halini almıştım. Tüy kadar hafiftim artık.
Uzun lafın kısası Akupunktur ile ilk tecrübem değildi, lakin bu tecrübe ile yaşadığım rahatlamayı kelimeler ile anlatmak çok zor. Ama artık her türlü sıkıntımda akupunktura başvurabileceğimi iyi biliyorum. Sizin de her derde deva akupunktur ile tanışmak için nedenleriniz var ise geç kalmamanızı tavsiye ederim.
O gün işimi yetiştirip yetiştiremediğimi sorarsanız yetiştirdim lakin işten çıktığımda saat:00:05 di. O ağrı devam etseydi halim ne olurdu hiç bilemiyorum.
Şifalı dokunuşun için sonsuz teşekkürler Erinç. İyi ki varsın.
Ağrısız günler dilerim…
Selin Eroğlu
|
No Comments

AKUPUNKTUR TEDAVİSİ

 

 Tedavilerinden en iyi sonucu almaları için hastalarıma önerilerim:

 

  1. Tedavide mideniz çok dolu ya da çok boş olmamalıdır. En iyisi 2 saat öncesinde yemek yiyip gelmenizdir.
  2. Rahatlamaya çalışın. Akupunktur iğneleri enjeksiyon iğnelerinden çok daha incedir. Ağrılı bir işlem değildir, pek çok noktada hissedilmez bile.
  3. Yumurtlama döneminde ve adet döneminde iğnelere karşı daha hassas olunabilir, genel prensip olarak adetin ilk günü akupunktur uygulanmaz.
  4. Mümkünse akupunktur seansınızdan sonra dinlenin ve su tüketin.
  5. Egzersiz ve spor saatlerinizi akupunktur seansınızdan sonra planlamayın. Akupunkturdan önce spor yapabilirsiniz.
  6. Bir kür 10 seansdır. Seanslar 20 dakika sürer. İdeali iki seans arasında 72 saatten fazla ara vermemektir. Bir kür tamamlandıktan sonra belirgin aralarla hatırlatma seanslarına devam etmek önerilir. Bu programa uyan hastalar akupunkturdan en iyi şekilde faydalanır.

 

 

Bouquet colorful Gerber flowers

 

 

 

|
No Comments
MUTLULUĞUN İLK ŞARTI: FIZIKSEL FITNESS
12/22/2010
Yukarıdaki cümle ‘new age’ bir slogan değil; Joseph Pilates’in yıllar önce söylediği bir söz. Kendisi ‘kontroloji’ diye tanımladığı sisteminin vücut, zihin ve ruhun tam koordinasyonu olduğunu her fırsatta vurgulamış. Zaten düzenli egzersiz yapınca endorfinin oyunlarıyla insan kendini daha az stresli ve daha mutlu hissediyor. Pilates’in, tıpkı yoga gibi, bu etkilerinin yüksek olduğu iddia ediliyor. En güzel yanıysa, iyi hissetme halinin ilk seanstan itibaren etkili olması…“10 derste farkı hissedeceksiniz, 20 derste farkı göreceksiniz, 30 derste yepyeni bir vücudunuz olacak” sözleri, fazlaca iddialı gibi algılansa da, bence gerçeği birebir yansıtmakta. İstikrar, her sistemde olduğu gibi pilates’te de ilk şart. Tek fark, gözle görülebilir sonuçların daha çabuk alınması ve kişilerin bu moralle devam etmeye daha istekli olması.“İyi planlanmış ve doğru yapılan az tekrarlı egzersiz; çok sayıda, doğru uygulanmayan, zorlayıcı egzersizden çok daha etkilidir.” Sporda ve egzersizde, devam edilebilirlik temeldir. Sürekli olmayan egzersiz, istenilen sonuçları vermez. Üstelik kişide tamamlanamayan her niyet, bitirilemeyen her proje gibi yılgınlık yaratır. En sonunda da “Ben egzersiz yapamıyorum!” diye kendini yaftalar. Pilates yorucu, bezdirici bir metot değil. Aksine, az tekrar prensibi var; ancak hareketi tam yapmak ve odaklanmak önemli. Bu odaklanmayla birkaç seans sonra kişi vücuduna karşı bir farkındalık geliştiriyor. Yanlış duruş kalıplarını kırmaya başlıyor.

“Haklı olmalıyım. Hiç aspirin almadım. Hiçbir gün bir yerimi incitip, sakatlamadım. Bütün ülke, bütün dünya benim egzersizlerimi yapmalı. Böylece insanlar daha mutlu olurlar.” Bir insanın kendi geliştirdiği bir sisteme bu kadar güvenmesi, çok güzel bir  duygu olmalı. Acaba bunları söylerken metodunun bu kadar yankılanacağını, tüm dünyayı etkileyeceğini ve pek çok insanın hayatını olumlu etkileyeceğini tahmin ediyor muydu Bay Pilates?Dr.Erinç Karacehennem
Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon, Akupunktur Uzmanı
|
No Comments
SAĞLIK İÇIN ”DOĞAL OMURGA”
12/29/2010
Vücudumuzu ayakta tutan yapının omurgamız olduğunu düşününce önemi az çok şekilleniyor aslında. Üst üste 33-35 kemiğin vücuda destek yapısı olmaktan çok daha önemli bir fonksiyonu var. Bunlar, omurilik denen hayati bir yapıyı koruyorlar. Ayrıca omurların arası,  vücudun her yerine giden pek çok sinirin ilk çıkış yeri. “Bel fıtığı”, “boyun fıtığı” denen omurların arasındaki disklerin fıtıklaşması, işte bu sinirlerde baskıya neden olduğu için hayat kalitemizi bozan yoğun ağrı ve uyuşmalara neden oluyor. Sonra gelsin ağrılı günler, fizik tedaviler, ameliyatlar.Doğal omurga, omurların dizilişlerinin bozulmadığı durumdur. Sağlıklı bir insan bu doğal duruşla dünyaya gelir. Bebekleri, küçük çocukları gözlerseniz, onların hiç çaba göstermeden doğal omurga pozisyonlarını koruyarak oturduklarını, yürüdüklerini görürsünüz. Yıllar içinde ne oluyorsa oluyor ve duruş bozuklukları, oturma, yürüme gibi günlük hayat aktivitelerinde yaptığımız yanlışlarla doğal omurga pozisyonumuzu bozuyoruz.

Küçük önlemlerle bu durumu durdurmak ve hatta geri döndürmek mümkün. Öncelikle kişi günlük hayatında vücudunu nasıl kullandığına dair bir farkındalık geliştirmelidir. Dik durma ve dik oturma, doğal pozisyonu korumak için çevremizdeki insanların bizi sık sık uyarması, bu konuyu bize anımsattığı için çok yardımcıdır. Yüzme, pilates, yoga gibi sporlar, yanlış kullanımdan dolayı kısalan kasları uzatmak ve omurgayı desteklemek açısından önemlidir. Duruş egzersizleri her gün uygulanmalıdır. Sabır ve kararlılıkla devam ettiğimizde, doğal omurgaya kavuşmamız mümkün. Omurga sağlığıyla tüm vücut sağlığı ve zindeliği paraleldir. Ayrıca göze estetik görünen de omurganın düzgün duruşudur. Tüm bunlar göz önüne alınınca, omurga için ne yapsak azdır.Dr.Erinç Karacehennem
Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon, Akupunktur Uzmanı

|
No Comments
AKUPUNKTUR HANGI hASTALIKLARA IYI GELIR?
1/27/2011
Akupunktur, yaklaşık 3000 yıldır Çin’de tedavi yöntemi olarak kullanılmaktadır. Bu kadar eski bir tedavi yılların tecrübe eleğinden geçip, olgunlaşıp günümüze kadar ulaşmış ve son yıllarda Batı toplumlarının yoğun ilgisiyle, sağlık sistemlerinin içinde yerini almıştır. Yan etkisini olmaması, çabuk ve etkili sonuç alınması ve ilaç kullanımını belirgin düzeyde azaltması, haklı popülerliğini izah etmektedir. İlaçların yan etkilerini düşündükçe, akupunkturun her geçen gün daha çok ilgi ve kabul göreceği açıktır.

Bu güzel tedavinin kullanım alanı çok yaygındır. Belirgin bir rahatsızlığı olmayan kişilerde bile düzenli akupunktur uygulamasıyla sağlık, enerji düzeyi yükselmektedir; kozmetik sektöründe de akupunkturla güzellik her geçen gün artmaktadır. Kişi hayattan neşe ve keyif alır. Akupunktur en sık kullanım alanlarını kısaca şöyle sıralayabiliriz:

- Her tür kas iskelet sistemi ağrısı: Boyun ve bel fıtığı, tendinitler, omuz ve diz rahatsızlıkları, kulunç tedavisi, karpal tünel sendromu, topuk dikeni, tenisçi ve golfçu dirseği
- Migren
- Yüksek tansiyon, Şeker hastalığı
- Astım, kronik akciğer hastalıkları
- Sistit
- Erkek ve kadın kısırlığı
- Depresyon, anksiyete, panik atak
- Kilo verme
- Sigara bırakma
- Fibromiyalji
- Kronik yorgunluk, bitkinlik, enerjisizlik
- Yüz felci
- Genel sağlık seviyesinin yükseltilmesi, vücut denge ve ahenginin geri kazanılması
- Kozmetik akupunktur

Akupunktur tedavisi için başvuran hasta önce doktoruyla ayrıntılı bir görüşme yapar. Tüm vücudu ele alan doktor, hastası için en uygun tedaviyi belirler. Her tedavi protokolü özgündür ve o kişiye yöneliktir; kişinin medikal tedavisini tamamlar.

Dr. Erinç Karacehennem
erinck@gmail.com

No Comments
Pages:  «...23456...»